Narsistik Davranış Örüntülerini Tanımak ve Sınırlarımızı Korumak

Günümüzde yaygın olarak rastlanan bir kişilik yapılanması olarak narsizmi tanımak artık hepimiz için daha önemli bir hal aldı. Narsizm, kişilik bozukluğu olarak tanımlanan patolojik boyutunun da ötesinde sıradan insanların bazı davranış örüntülerinde, savunma mekanizmaları olarak da karşımıza çıkabiliyor. Normal ve patolojik narsizmi birbirinden ayırmadaki en temel etkenlerden biri ise empati becerisi. 

Normal narsizmde kişi kendisine karşı yoğun bir hayranlık ve üstünlük hissi içinde olmasına rağmen, diğer insanlarla empati yapabilme becerisine sahipken, patolojik narsistler başkalarının duyguları ve ihtiyaçları konusunda tamamen duyarsız olabiliyorlar. Dışarıdan görünen büyüklenmeci tavrın altında ise, var olan çoğu zaman yoğun bir değersizlik hissi.

Köroğlu, E. (1994). DSM-IV: Tanı Ölçütleri Başvuru Kitabında narsistik kişilerin genel özelliklerini şu şekilde tanımlıyor;

  1. Kendisinin çok önemli olduğu duygusunu taşıma, başarılarını ve yeteneklerini abartma, yeterli bir başarı göstermeksizin üstün biri olarak bilinmeyi bekleme. 
  2. Sınırsız başarı, güç, zekâ, güzellik ya da kusursuz sevgi üzerinde kafa yorma. 
  3. Özel ve eşi bulunmaz biri olduğuna ve ancak özel ya da toplumsal durumu üstün kişilerin kendisini anlayabileceğine ya da ancak onlarla arkadaşlık etmesi gerektiğine inanma. 
  4. Çok beğenilmek isteme. 
  5. Hak kazandığı duygusu taşıma. Kendisinin, özellikle kayırılacak olduğu bir tedavi biçiminin uygulanacağı beklentisi içinde olma ya da bu beklentilerine göre uyum gösterme. 
  6. Kişiler arası ilişkileri kendi çıkarları için kullanma ve kendi amaçlarına ulaşmak için başkalarının zayıflıklarını kullanma. 
  7. Empati (eş duyum) yapamama. Başkalarının duygularını tanıyıp, tanımlama ve ihtiyaçlarının farkına varıp, bu ihtiyaçların giderilmesi konularında isteksiz olma. 
  8. Çoğu zaman başkalarını kıskanma ya da başkalarının kendisini kıskandığına inanma. 
  9. Küstah, kendini beğenmiş davranış ya da tutumlar sergileme; eleştirilere karşı öfke, utanç veya küçük düşme tepkisinde bulunma (Köroğlu, 1994: 248).

Narsisistik kişilik bozukluğuna sahip kişiler kendilerini fiziksel ve ruhsal yönden aşırı beğenen, üstün gören, sürekli beğeni, ilgi ve onay bekleyen; gittikleri her yerde hemen özel ilgi göreceğine, üstün bir yeri hakkettiğine inanan kişilerdir. En güzel, en yakışıklı, en başarılı, en parlak kişi odur ya da o olacaktır. Böylesine yoğun narsisistik beklentiler içinde hayal kırıklıkları ve incinmeler de o denli sık olabilir. Bireyin benlik saygısı, dışardan gelecek ilgi, beğeni, onaylarla beslenmektedir. Söz konusu kişiler eleştiriye dayanamazlar ve sürekli övgü beklerler (Kohut, 1977).

Narsizmin, genetik yatkınlık, ebeveynlerin duygusal ihmalleri gibi sebeplerinin olabileceği belirtilmekle birlikte; rekabetçi toplumlarda, işbirlikçi toplumlara göre daha sıklıkla karılaşılan bir kişilik yapılanması olması da günümüzdeki yaygınlığını anlamlandırmak açısından önemli bir bilgi.

İş yerinizde size mobing uygulayan patronunuz ya da kendinizi her daim suçlu hissetmenizi sağlayan sevgiliniz bu kişilikte biri olabilir mi? Bunu fark etmek ne işimize yarar? Patolojik narsist kişilik yapılanmasına sahip bireyler amaçlarına ulaşabilmek için genellikle etraflarındaki insanları düşüncesizce kullanma eğilimi içinde olabildikleri için, bu durumun farkında olmak kendinizi korumanızı kolaylaştırabilir.

Genelde yoğun kıskançlık duyguları içinde olan narsistler, rekabet içinde oldukları kişilerin duygularını manipüle etme eğiliminde olabilirler. Yani duygusal zaaflarınızı kullanarak size aslında yapmak istemediğiniz bir şeyi yaptırabilir, hissetmediğiniz bir duyguyu hissetmenize neden olabilirler. Mesela dış görünüşünüzü fazla önemseyen bir kişi iseniz; bu konuda özgüveninizi düşürecek kıyaslamalar yapabilirler.  İnsanlara güven sorununuz varsa, size etrafınızdaki insanların kuyunuzu kazdıkları, kendisinin sizin tek gerçek dostunuz olduğu algısı yaratabilirler. Bu tip durumlardan etkilenmeye daha açık olan öz benlik saygısı düşük kişiler, narsistler için kullanışlı partnerler olabilirler. Peki böyle durumlarda sınırlarımızı nasıl koruruz?

Sınırlarımızın varlığı ancak benlik bilincimizin güçlü farkındalığı ile mümkündür. Kendimizi tanımak, anlamak ve ihtiyaçlarımızı karşılamak yetişkinler olarak bizim kendimize karşı en temel görevimiz. Kendimizi anlamadan başkaları tarafından anlaşılmamız mümkün olmadığı gibi, kendi fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarımızın farkında olmadan bunları bizim adımıza birilerinin karşılamasını beklemek, sorumluluk alamamak, çocuk bende kalmayı tercih etmek demektir. 

Sadece patronunuzun taktiri için çalışıyorken kendinizi onun duygusal iniş çıkışlarının etkisinden koruyamazsınız. Ya da geçiminiz için gerekli parayı ailenizden alırken hiçbir işinize karışmamalarını bekleyemezsiniz.

Eğer aynı ortamda yaşamak zorunda olduğunuz kişi bir narsist ise sınırlarınızı korumak için bundan çok daha fazlasına ihtiyacınız olabilir. Yetişkin bir birey olarak onu ve kendinizi tanımalı ve söylemlerinin  gerçekte neye ve kime hizmet ettiğini doğru şekilde yordayabilmeniz gerekir. 

Yetişkin bir birey olabilmenin ilk yolu ise kendinle baş başa kalabilmekten geçiyor. Bazen acı da verse duyguların içinden geçmeye izin vermek. Her kim isek onu tanımak ve olduğu gibi her türlü kusuruyla sevip kabul etmekten geçiyor. Sonrası ise bu “benin” ihtiyaçlarını dinlemek, anlamak ve bizzat karşılamak. Şimdiye kadar sınırlarımızın neden bu kadar geçirgen olduklarını fark etmek. Tüm bunları yaparken sevilmemekten korkmadan hayır diyebildiğiniz, gerçekten isteyerek evet dediğiniz zaman yaşamın daha yaşanılası olduğunu görebilirsiniz. Ve belki tüm bunlar hayatınızdaki narsistin size armağanı olur.

Bunu yapmayı başarabildiğiniz oranda artık onun hayatında işlevsel bir partner olmayacaksınız. Size öfkelenmeye başladı ise, hatta sizi artık hayatında daha az istiyor ise doğru yoldasınız demektir. Yürümeye devam edin…

Kaynak: Karaaziz, M. ve Erdem Atak, İ. (2013). Narsisizm ve Narsisizmle İlgili Araştırmalar Üzerine Bir Gözden Geçirme. Nesne, 1 (2), s.44-59.

Köroğlu, E. (1994). DSM-IV: Tanı Ölçütleri Başvuru Kitabı, Çev: E. Köroğlu, Amerikan Psikiyatri Birliği, Washington D.C. 

Kohut, H. (1977). Restoration of the Self. New York: International University Press.